islami forum, islami forum sitesi, dini forum, islamiyet
Eylül 09, 2010, 11:18:49 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SAKAL BIRAKMANIN HÜKMÜ  (Okunma Sayısı 223 defa)
türko'in Bilgileri
türko
Co Admin
*



Kisisel Mesaj Ya Rab beni dostlarından ayırma

Üye ID 456
Kayit Tarihi Şubat 14, 2009, 06:34:44 ÖS
Nerden
Mesaj Sayisi 576
Rep Puani
Rep Puanı: 7
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« : Eylül 25, 2009, 04:20:29 ÖS »

İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenab-ı Allah, peygamberleri vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılık-kıyafetlerini de belirlemiştir. Allah-u Teâlâ, insanların bedenlerinde saç, sakal ve diğer kılları yaratmış, peygamberler de bunlardan bir kısmının giderilmesini veya kısaltılmasını, bir kısmının da kesilmeyerek uzatılmasını tebliğ etmiş ve bu konuda insanları uyarmışlardır.

Allah-u Teala; "Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının" (Haşr, 59/7) ve "Allah'ın Resulünde sizin için güzel örnekler vardır" (Ahzab, 33/21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, müminlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Resulünün sünnetine uymalarını emretmiştir. Resulullah (s.a.v)'ın sünnetine uymak, İslâmiyet'i daha doğru anlamanın, daha doğru yaşamanın yegâne yoludur.

Allah (c.c)'ın; "Peygambere itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisa, 4/80) âyet mealinde buyurduklarından hareket ederek, Resulullah (s.a.v)'a itaatin her şeyden önce farz hükmünü taşıdığını göz önüne alırsak, O’nun sünnetine sarılmanın önem ve ciddiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.

Resulullah (s.a.v) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; "Kim bir kavme benzerse, o onlardandır" (Ebu Davud, Libas, 4) hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda müminlere tavsiyelerde bulunmuş, çeşitli hadisleriyle de sakalın müslüman için taşıdığı önemi belirtmiştir.

Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet edilen bir hadislerinde; "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, sakalı salıvermek, misvak ile ağzı, dişleri temizlemek, su ile burnu temizlemek, tırnakları kesmek, kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak, koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek, necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, ) buyurmuşlardır.

Diğer hadislerinde ise, "Bıyıkları çok kısaltın, sakalları ise bırakın." "Müşriklere muhalefet edin, bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın." "Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin" (Buharî, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54) buyurmuşlar ve müminleri sakal bırakmaya teşvik etmişlerdir.

Sakal, hadiste de buyurulduğu gibi, yaratılış icabı erkeklerde bulunması gereken ve daha önceki peygamberlerin sünneti olan bir kılıktır. Müteaddid hadislerde sakalların tabii halleri üzere terk edilmesi ve uzatılması emredilmektedir. Kısaltılması konusunda herhangi bir cevaz görülmemektedir. Asırlardır her devirdeki İslâm âlimleri ile bütün müminler bu tabii hali benimsemişler ve kendilerinde uygulamışlardır.

Bu hadislerden anlaşıldığına göre, bütün peygamberlerle birlikte Resulü Ekrem’de sakalını bırakmış ve sakal bırakmayı emretmiştir. Hz. Peygamber ve ashabının sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir kayıt yoktur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v) sakalının ucundan ve yanlarından alırdı. (Tirmizi, Edeb, 17)

İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebep olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır" der.

İmam Bâcî Abdullah İbni Ömer ve Ebu Hureyre'den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.

Dürrül-Muhtar'da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.

Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda alimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur, kimisine göre de müstehaptır.

Bunların görüş ve delillerine gelince; Sakal bırakmak farz, traş etmek ise haramdır şeklinde olan birinci görüş, alimlerin cumhuruna aittir. Delilleri ana hatlarıyla şöyledir:

a) Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vücub için olurlar. "Sakalları bırakın" emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.

b) Aynı şekilde, Hz. Peygamber (s.a.v) Müşrik veya Mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı tıraş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.

c) Sakal tıraşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen Allah'ın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılan bu hareket de yasaktır.

d) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen yasaklanmıştır.

Sakal bırakmak sünnet, traş etmekse mekruhtur görüşünde olanlar Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazalî, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi zatlardır. Bu görüşü savunanlar şöyle demişlerdir.

a) Hadis-i şerifteki emir, sakal bırakmanın farz olmasını gerektirmez. Zira aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.v), Yahudi ve Hıristiyanlara benzememek için saçların boyanmasını emretmiş, fakat Sahabeden bazı kimseler saçlarını boyamamışlardır. Bu olay bu gibi emirlerin vücub için olmadığını gösterir.

b) Müşriklere din ve imanla ilgili konularda benzemek haramdır. Örf ve âdetlerle ilgili hususlarda ise haram değildir. Zira Resulullah (s.a.v)'de rahiplerinkine benzer bir takunya giymiştir. Şayet bu gibi hususlarda benzemek kesin olarak yasak olsaydı, Hz. Peygamber bunu yapmazdı.

c) Örf ve âdetlerde bile olsa konu sadece müşriklere benzeme noktasından ele alındığı zaman aksine sakal bırakmanın haram olması gerektiği hükmüne varılır. Zira bugün birçok rahip ve gayr-i müslimler de sakal bırakmaktadırlar.

d) Peygamberlerin sünnetlerinden sayılan on şey alimlerin çoğunluğu tarafından sünnet veya müstehap olarak değerlendirilmektedir. Sakal da bunlardan biri olduğuna göre bu da öyle değerlendirilmelidir. Çünkü bunların hepsi temizlik ve iyi görünüşlü olmak gibi güzel âdetlerdir. Resulullah (s.a.v) ümmetine en güzel adetleri tavsiye etmiştir.

Sakal bırakmak müstehap, (sünnet-i zevaid) traş etmek ise mübahtır görüşünü savunanlar şöyle derler:

a) Sakal bırakmak, yemek, içmek, oturmak, giyinmek gibi Hz. Peygamber'in insan olduğu için tabii olarak yapmış olduğu âdetleridir. Bu itibarla sakal bırakmak ibadetle ilgili sünnet değil, Hz. Peygamber (s.a.v)'in gelenek kasdıyla yapmış olduğu sünnetidir. Buna sünnet-i zevaid de denir.

Sakalın adeta bir parçası olan bıyığa gelince; Hz. Peygamber (s.a.v)'den üst dudağının kenarları görünecek şekilde bıyığı kısaltmak veya tamamen kesmek şeklinde rivayetler vardır. Asıl alınan görüşe göre bıyığı kısaltmak da tamamen tıraş etmek de sünnettir. Mükellef dilediği şekilde hareket etmekte serbesttir. Ancak bıyıkların yan taraflarından alıp ortada az bir şey bırakmak caiz görülmemiştir. Şir'a şerhinde Hz. Ömer'in bıyıklarının iki ucunu uzattığından söz edilerek bunun bir sakıncası olmadığı açıklanmıştır.

 

TIB YÖNÜNDEN SAKAL

 

 

Tıb adamları sakal bırakmanın şu faydaları olduğunu belirtmişlerdir:

Birincisi: Sakal kesme aleti (ustura-jilet vs.) çenede ve yanaklarda gezdirildiğinde görme duygusuna zarar verir. Bu harekete devam edenlerin görme gücü zamanla zayıflar. Fakat sakal bırakanlar, kesmenin meydana getirdiği görme zayıflığı rahatsızlığından uzak olurlar. Tıb otoritelerince bu böyle tespit edilmiştir.

            İkincisi: Sakal, zararlı mikropların boğaz ve göğüs dışına ulaşmasını önler.

            Üçüncüsü: Diş etlerini tabiî arızalardan korur.

            Dördüncüsü: Sakal kılına vücuttan yağ ifrazatı yayılır, bununla cild yumuşak ve taze kalır. Canlılık kazanır. Aynen, yeşil otlar bitiren sulak arazinin su ile canlılığını sağladığı gibi. Fakat, sakal tıraşı olmakla yüzdeki bahsedilen bu ifraz vazifesi durur ve ciltte kuruluk hasıl olur.

Beşincisi: Sakal ile spermatik madde arasında batınî bir irtibat (bağ-alâka) vardır. Erkeklik sakal bırakmakla kuvvetini muhafaza eder. Şayet insanlar sakal kesmeyi itiyad edinseler, nesilden nesile bu böyle devam etse; sekizinci kuşakta erkeklerin sakal özelliğinden mahrum olarak doğmaları neticesini meydana getirir. Erkeklik yavaş yavaş azalır. Bu müddeti geçtikten sonra bu hastalığın eseri görülmeye başlar. Buna umumî olarak hünsâlarda gördüğümüz durum şahiddir. Çünkü, onlar erkeklik azasının gayrında erkekler gibi olmalarına rağmen sakalları bitmez. Bu  ifadeli malümatı, sakal bırakmak ile kesmek mevzuuna dair yazılan kitaplardan derledik. Ve mevzuu tamamlamak için zikrettik. Yoksa bir Müslüman amelinde böyle felsefe yapmaya ihtiyaç hissetmez. Ona Allah ve Resûlü’nün emri kâfi gelir
Logged

türko          “Ey Müminler!... Gevşemeyin, üzülmeyin eğer gerçekten inanıyorsanız siz en yükseksiniz.”

  
Tavsiye Bölümümüz

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
Otomatik Tag
SAKAL BIRAKMANIN HÜKMÜ, islami forum, islami sohbet, islami radyo, dini forum, dini sohbet , dini radyo, ilahi, ilahiler, ilahi dinle, islami site SAKAL BIRAKMANIN HÜKMÜ, islami forum, islami sohbet, islami radyo, dini forum, dini sohbet , dini radyo, ilahi, ilahiler, ilahi dinle, islami site SAKAL BIRAKMANIN HÜKMÜ, islami forum, islami sohbet, islami radyo, dini forum, dini sohbet , dini radyo, ilahi, ilahiler, ilahi dinle, islami site SAKAL BIRAKMANIN HÜKMÜ

 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!