|
|
 |
« : Ekim 06, 2008, 01:02:07 ÖS » |
|
Tevhid-i hakikidir ki, her şey üstünde sikke-i kudretini ve hâtem-i rubûbiyetini ve nakş-ı kalemini görmekle doğrudan doğruya her şeyden Onun nuruna karşı bir pencere açıp Onun birliğine ve her şey Onun dest-i kudretinden çıktığına ve Ulûhiyetinde ve Rubûbiyetinde ve mülkünde hiçbir vech ile, hiçbir şeriki ve muîni olmadığına, şuhuda yakın bir yakîn ile tasdik edip İmân getirmektir ve bir nevi huzur-u dâimî elde etmektir.sözler
İman-ı tahkiki ilmelyakinden hakkalyakine yakınlaştıkça daha selbedilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: "Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir." Bu nevi iman-ı tahkiki ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letaife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor..k.lahikası
Bu iki paragrafla ilgili konu açmak üzere iken, kardeşin biri aynı yeri soru olarak sormuş ve bu tevafukla şevkengizene bir mütala ile nurun marifetinden beraber istifade ettik.ve anladıkki bu nurun ramazan kerametidir....Aynı istifadeleri ve şevki sizinle paylaşmak üzere konuyu size arz ediyor...birinci paragraftaki şuhuda yakın bir yakîn manasını, 2. paragraftaki kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letaife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, bilhassa burdaki sırra ve kökleşiyor manalarını, bu sır nasıl bir sır, bu kökleşme nasıl bir kökleşmedir.. istifadeye yardımcı olur..Marifetimize marifet katarsanız..bahtiyar edersiniz efendim..hayırlı ve marifet dolu iftarlar..
|